İMO ANA SAYFA   ŞUBE ANA SAYFA   ŞUBE İLETİŞİM   ARAMA   WEBMAIL   BELGE KONTROL   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

18 AĞUSTOS 2022, PERŞEMBE   

2

12 KASIM 1999 DÜZCE DEPREMİNİN YILDÖNÜMÜ

    Yayına Giriş Tarihi: 12.11.2021 00:00   Güncellenme Zamanı: 12.11.2021 14:50:51  Yayınlayan Birim: ANTALYA ŞUBE  
 

Güncellenme Zamanı: 12.11.2021 14:48:35

12 Kasım 1999 Düzce depreminin yıldönümü dolayısıyla İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi tarafından yapılan açıklama.

 

12 KASIM 1999 DÜZCE DEPREMİNİN YILDÖNÜMÜ

12 Kasım 1999 Düzce depreminin yıldönümü dolayısıyla İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi tarafından yapılan açıklama.

12 Kasım Düzce depreminin yıldönümünde bir kez daha soruyoruz:

Türkiye`nin makûs talihi değişecek mi?

Anadolu coğrafyasında meydana gelen depremlerle ilgili tarihsel bir yolculuğa çıkıldığında, asıl olarak insan hayatına değer verilip verilmediği sorusunun yanıtıyla karşılaşmak mümkündür. Uzak geçmiştekiler bir yana bırakılıp yalnızca yakın tarihlerdeki depremler baz alındığında dahi karşımızdaki tablo şu şekilde özetlenebilir: Aradan geçen zaman zarfında Türkiye`nin makûs talihi değişmemiş, hatta umutsuzluk ve çaresizlik neredeyse travmatik bir hal almıştır.

Bu iddiamız maalesef dayanaksız değildir. Yalnızca Düzce depreminin değil, diğer depremlerin yıldönümlerinde de sorduk, bugün bir kez daha sormak istiyoruz. 1999 Marmara depreminden gerekli dersler alınsaydı 2011 Van depremi bu kadar yıkıma yol açar mıydı? 1998 Ceyhan depreminin sonuçları yeterince irdelenseydi, 12 Kasım depremi bu denli canımızı acıtır mıydı? Van depreminden çıkarılmayan dersler, 30 Ekim`de İzmir`in yaşadığı felaketin ayak sesi değil miydi?

Bu sorulara verilecek yanıtlar depremler tarihine vakıf olmamızı sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda yapılmayanları ve yapılması gerekenleri netleştirecektir. Böyle bir netliğe ihtiyaç olduğu ne kadar açıksa, bu ihtiyacın defalarca dile getirildiği de bir o kadar gerçektir.

Hafızamızı tazeleyelim: 17 Ağustos 1999 Marmara depreminden kısa bir süre sonra deprem bu sefer Düzce`yi vurdu. 12 Kasım`da Düzce Kaynaşlı merkezli meydana gelen 7.2 büyüklüğündeki depremde resmi kayıtlara göre, 845 vatandaşımız hayatını kaybetti. 5 binden fazla vatandaşımız yaralandı. 13 bin bina, 2 bin işyeri yıkıldı ya da kullanılmayacak derecede hasar aldı. Henüz 17 Ağustos depreminin yarattığı şok aşılamamışken yaşanan Düzce depremi, karşı karşıya kalınan tehlikenin net olarak kavranmasına yol açtı. Peş peşe yaşanan bu iki afeti takip eden yıllarda kamu yöneticileri bir daha deprem acısı yaşanmaması için gerekli tedbirlerin alınacağı, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı vaadinde bulundu. 1999 depremlerinin milat olduğu şeklindeki yaklaşım kamuoyu tarafından kabul gördü. 1999 depremleri bilinen ancak bilmezden gelinen pek çok sorunu gün yüzüne çıkardığı için bu netlik ister istemez, iktidarların bu konudaki vaatlerinin yerine getirileceği yönünde bir beklenti oluşturdu.

Yaşanan depremlerle birlikte yapı üretim sürecinin denetlenmediği, yapı malzemelerinin denetim dışı koşullarda üretildiği ve kullanıldığı, projelerle uygulamalar arasında uyuşmazıklar olduğu, binalarda kaçak kat ve proje dışı tadilatlar yapıldığı, yerleşime uygun olmayan dere yataklarının ve kıyı şeridinin yapılaşmaya açıldığı, pek çok yapının kaçak, ruhsatsız ve mühendislik hizmeti almadan inşa edildiği, kentlerin deprem tehlikesine ve diğer afetlere göre planlanmadığı, toplumda deprem bilincinin oluşturulmadığı, merkezi ve yerel yönetimlerin afet ve müdahale kavramının gereğini yerine getirecek bir organizasyona sahip olmadığı açığa çıktı. Tüm bunlar depremlerin ortak paydası olarak yıkımın boyutlarını artıran, can kaybını çoğaltan, mağduriyeti görünür kılan nedenler oldu.

2011 Van depremindeki yıkım, 1999 depremlerinin milat olacağı yönündeki iddiayı boşa düşürmekle kalmadı, aynı zamanda makûs talihimizin değişmediği duygusunu ortaya çıkararak toplumsal travmanın kalıcılaşmasına yol açtı. Sonrasında yine yeni depremler birbirini takip etti. Bingöl, Elazığ, Malatya ve en son olarak İzmir`in yaşadığı yıkım sonucunda, bilim çevreleri tarafından gerçekleştirilen toplantıların, bu toplantılardaki üretimin, üniversitelerin ve meslek örgütlerinin yoğun çabalarının siyasi erk tarafından dikkate alınmadığı, depremlerin yıldönümleri vesilesiyle yaptığımız çağrıların görmezden, duymazdan gelindiği anlaşıldı.

İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi olarak İstanbul`un depreme hazır olmadığını defalarca dile getirdik. Peki ama Düzce depreme hazır mı? İzmir bir sonraki depremden nasıl etkilenecek? Yanıtlarımız ne yazık ki bugün için karamsardır. Çünkü mevcut yapı stokunun durumu yıkıma davetiye çıkarmaktadır. Bu yapı stoku varlığını sürdürdükçe depremlerin afete dönüşmemesi mümkün değildir. İyimser deprem senaryolarında bile asla telafi edilemeyecek sonuçlarla karşı karşıya kalacağı beklenen bir ülkenin kentlerini, yapılarını, yani bütün bir hayatı depreme hazırlamak için ulusal seferberlik ilan etmesi, kamunun bütün olanaklarını bu çalışmaya aktarması gerekirken siyasi erkin bu hassasiyetten oldukça uzak bir noktada bulunduğunu görüyor ve buna itiraz ediyoruz.

12 Kasım 1999 Düzce depreminin yıldönümünde siyasi erke sorumluluklarını bir kez daha hatırlatıyoruz. Depremde, selde, yangında ölmek istemiyoruz. Bir ülkenin itibarının, topraklarında yaşayan herkes için güvenli, nitelikli, sağlıklı bir toplumsal yaşam inşa edilmesine bağlı olduğunu tekrar belirterek, Düzce depreminde kaybettiğimiz vatandaşlarımızı saygı ve özlemle anıyoruz.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

İstanbul Şube Yönetim Kurulu


Okunma Sayısı: 25

Antalya Şube Kaynaklı Haberler »
Tüm Haberler »

Sayfayı Yazdır

   

Key Yazılım Çözümleri A.Ş.